top of page

16 Günlük Aktivizm 2025: Dijital Çağda Şiddete Karşı Farkındalık, Dayanışma ve Güçlenme

  • Yazarın fotoğrafı: Elif Topkaya Sevinç
    Elif Topkaya Sevinç
  • 12 Ara 2025
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 gün önce


Her yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde başlayan ve 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne kadar süren 16 Günlük Aktivizm, dünya çapında milyonlarca insanın katıldığı, şiddetsiz bir dünya için farkındalık yaratmayı amaçlayan en güçlü küresel kampanyalardan biri.


2025’in teması, Birleşmiş Milletler’in çağrısıyla “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dijital Güçlenme ve Güvenlik” olarak belirlenmiş durumda. Bu tema, özellikle dijital alanlarda giderek görünür hâle gelen şiddet biçimlerini gündeme taşıyor: çevrim içi taciz, siber takip, manipüle edilmiş görüntüler, kimlik gaspı, ekonomik istismar ve nefret söylemi artık kadınların günlük dijital deneyimlerinde yaygınlaşan riskler.

Dijital teknolojilerin sunduğu imkânlar, kadınlar ve gençler için güçlenme alanları yaratırken; şiddetin, kontrolün ve ayrımcılığın çevrim içi biçimleri de aynı hızla artıyor. Bu nedenle 2025 teması, yalnızca fiziksel değil, dijital şiddetle mücadeleyi de küresel gündemin merkezine yerleştiriyor.


Zincir Olarak Neden Bu Konuya Odaklandık?

Zincir, kuruluşundan bu yana hak temelli dijital üretim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve dijitalleşmenin yarattığı risklere dair farkındalık alanlarında çalışmalar yürütüyor.

2023 depremi sırasında hayata geçirilen Afet Platformu ile dijital dayanışmanın gücünü deneyimledik; ZincirApp ile bilgiye erişimin eşitsizliğini azaltmayı amaçladık; 2025'de ise dijital alanlarda artan şiddet biçimlerine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için 16 Günlük Aktivizm kampanyasına aktif katılım sağladık.


2025 Kampanyasında Öne Çıkan Mesajlarımız

2025 yılı 16 Günlük Aktivizm kampanyamız, dijital çağda şiddetin yeni biçimlerini görünür kılmayı ve toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlayan güçlü bir çerçeve üzerine kuruldu. Kampanyanın en önemli mesajlarından ilki, dijital şiddetin gerçek bir şiddet biçimi olduğudur. Çevrim içi taciz, ısrarlı takip, tehdit, manipüle edilmiş görüntüler, kimlik gaspı ve ekonomik istismar; ekran üzerinden gerçekleşse de etkileri fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak hayatın tüm alanlarına yayılabilmektedir. Dijital ortamda yaşanan bir saldırının yarattığı korku, kaygı ve güvensizlik hissi, çoğu zaman çevrim dışı ortamlarda hissedilen şiddet kadar yıkıcıdır.

Kampanyanın ikinci mesajı, dijital şiddetin cinsiyetli bir olgu olduğuna dikkat çekmektedir. Araştırmalar, kadınların çevrim içi taciz ve zorbalığa orantısız biçimde maruz kaldığını göstermektedir. Özellikle genç kadınlar ve kız çocukları, hem çevrim içi görünürlüklerinin yüksekliği hem de toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle daha kırılgan konumdadır. Dijital alanlar eşitlik vadederken, aynı zamanda cinsiyet temelli şiddetin en hızlı yayılan biçimlerinden birine dönüşebilmektedir.

Bir diğer önemli bulgu ise şiddetin hâlâ yeterince görünür olmamasıdır. Türkiye’de yapılan araştırmalar, dijital şiddetin yaygınlığının yüksek olmasına rağmen resmi raporlama oranlarının çok düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Engelleme, sessiz kalma veya yalnız başına baş etmeye çalışma davranışları, mağdurların çoğu zaman dijital şiddetin ağırlığını tek başlarına taşımak zorunda kaldığını göstermektedir. Bu görünmezlik, hem destek mekanizmalarının devreye girmesini engellemekte hem de şiddetin normalleşmesine yol açmaktadır.

Bu nedenle kampanyamızda dijital güvenliği güçlenmenin bir parçası olarak ele aldık. UN Women’ın rehberinden yola çıkarak güçlü şifre kullanımından gizlilik ayarlarının düzenlenmesine, iki aşamalı doğrulama sistemlerinden kanıt saklamaya, şüpheli davranışları fark etmeye ve ihtiyaç hâlinde destek aramaya kadar birçok temel adımı öne çıkarıyoruz. Dijital güvenlik, sadece teknolojik bir beceri değil; aynı zamanda bir hak, bir koruma aracı ve bir güçlenme stratejisidir.

Dijital platformların rolü de bu çerçevenin ayrılmaz bir parçasıdır. Platformların moderasyon politikaları, güvenlik uygulamaları, ihbar mekanizmaları ve algoritmaları, kadınların çevrim içi güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Şeffaf, hesap verebilir ve kullanıcı odaklı politikalar olmadan dijital alanların güvenli hâle gelmesi mümkün değildir.

Son olarak, kampanyamızın belki de en güçlü vurgularından biri dayanışmanın dijitalde de hayat kurtardığıdır. Dijital şiddete maruz kalan kadın ve gençler için destekleyici bir yaklaşım, suçlamadan dinlemek, bilgi paylaşmak ve güvenli alan yaratmak son derece değerlidir. Şiddetin karşısında yalnız olmadığımızı bilmek, dijital alanlarda da dayanışmanın iyileştirici gücünü ortaya koymaktadır.

Zincir Kampanyaya Nasıl Katıldık?


16 gün boyunca her gün, dijital şiddetin bir yönünü görünür kılan içerikler ürettik.

✨ UN Women, EIGE ve Türkiye Dijital Şiddet Araştırması gibi uluslararası geçerliliği olan verileri derledik.

✨ Dijital şiddetin ekonomik, psikolojik, toplumsal ve teknolojik boyutlarını anlattık.

✨ Gençler için riskleri ve korunma yöntemlerini açıkladık.

✨ Dijital okuryazarlığı ve güvenliği artırmaya dönük rehber içerikler oluşturduk.

✨ Sosyal medya üzerinden geniş bir farkındalık kampanyası yürüttük.

.

Dijital Alanlarda Güvenlik Mümkün: Birlikte, Bilinçle ve Dayanışmayla

Dijital şiddetle mücadele, sadece kadınlar için değil; gençler, LGBTİ+ bireyler, gazeteciler, aktivistler ve toplumun her kesimi için önemli bir insan hakları mücadelesidir.

Zincir olarak hedefimiz, bu mücadelenin dijital ayağını güçlendirmek, farkındalığı artırmak ve herkes için güvenli dijital alanlar yaratılmasına katkıda bulunmak, dijital şiddete noktayı koymak. NoktayıKoy🟠


 
 
 

Yorumlar


bottom of page