top of page

UNECE RFSD 2026’dan Notlar: Sürdürülebilirlik Bir Söylem mi, Yoksa Dönüşüm Aracı mı?

  • Yazarın fotoğrafı: Elif Topkaya Sevinç
    Elif Topkaya Sevinç
  • 16 May
  • 2 dakikada okunur

Nisan ayında Cenevre’de düzenlenen UNECE Regional Forum on Sustainable Development (RFSD) 2026 toplantıları; sürdürülebilir kalkınma tartışmalarının yalnızca teknik politika başlıklarından ibaret olmadığını bir kez daha ortaya koydu.

İklim krizinden barınma hakkına, veri yönetişiminden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar birçok başlıkta ortak bir soru öne çıktı:

Sürdürülebilir kalkınma gündemi, sahadaki gerçekliklerle ne kadar temas kurabiliyor?


Zincir Sosyal Girişimi Kurucusu Elif Topkaya Sevinç, 20–22 Nisan tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleştirilen forum kapsamında toplantılara bir hak savunucusu ve sivil toplum aktörü olarak katılım sağladı.


Forumun açılış oturumunda, bölge sivil toplum mekanizması adına söz alan Topkaya Sevinç; sürdürülebilirliğin yalnızca politika belgeleri, göstergeler ve kurumsal söylemler üzerinden değil, insan hakları, hesap verebilirlik ve katılım mekanizmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Topkaya Sevinç konuşmasında, sürdürülebilir kalkınmanın sahadaki toplulukların yaşam deneyimlerinden kopuk ilerleyemeyeceğine dikkat çekerek; özellikle yerel katılım, sosyal adalet ve kırılgan grupların karar alma süreçlerine dahil edilmesinin önemine değindi.


Forum boyunca:

  • Birleşmiş Milletler ajanslarıyla görüşmeler gerçekleştirildi,

  • Panel ve yan etkinliklere katılım sağlandı,

  • ECE bölgesinden sivil toplum aktörleriyle birlikte değerlendirme toplantıları yürütüldü,

  • UN80 ve Beyond GDP başlıklı oturumlar başta olmak üzere, gözden geçirilen beş Sürdürülebilir Kalkınma Amacı kapsamında sivil toplum katkıları sunuldu.


Toplantılarda öne çıkan başlıklardan biri de sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca ekonomik büyüme göstergeleri üzerinden değerlendirilemeyeceği yönündeki tartışmalardı.

Özellikle Beyond GDP yaklaşımı kapsamında; yaşam kalitesi, eşitsizlikler, bakım emeği, toplumsal refah, çevresel etkiler ve demokratik katılım gibi başlıkların politika üretim süreçlerinde daha görünür hale gelmesi gerektiği vurgulandı.


Forum boyunca dikkat çeken bir diğer konu ise sürdürülebilir kalkınmanın yerel düzeyde uygulanmasına ilişkin artan ihtiyaç oldu.

Kentler, yerel yönetimler ve topluluklar; iklim krizinden barınma sorununa, sosyal eşitsizliklerden afet risklerine kadar birçok küresel sorunun etkilerini doğrudan deneyimliyor. Bu nedenle veri, yönetişim, katılım ve çok paydaşlı iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi; sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yerelde karşılık bulabilmesi açısından kritik önem taşıyor.

Barınma hakkı, sosyal koruma mekanizmaları ve adil dönüşüm tartışmaları da forumun öne çıkan başlıkları arasındaydı. Özellikle erişilebilir konut, sosyal konut politikaları, enerji verimliliği ve kırılgan grupların kent yaşamına eşit katılımı gibi konuların; iklim politikaları ve sürdürülebilirlik gündemiyle birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.


RFSD 2026 toplantıları, sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca teknik hedefler ve raporlama süreçlerinden ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi.

Gerçek dönüşüm; ancak insan haklarını merkeze alan, katılımı güçlendiren, veri temelli ve hesap verebilir süreçlerle mümkün olabilir.


Cenevre’den geriye kalan en güçlü sorulardan biri belki de şuydu:

Sürdürülebilir kalkınma, gerçekten yaşamları dönüştüren bir süreç mi; yoksa giderek daha fazla kurumsal söylemler içinde mi sıkışıyor?

Bu sorunun yanıtı ise büyük ölçüde; yereldeki aktörlerin, sivil toplumun ve toplulukların karar alma süreçlerine ne ölçüde dahil edildiğinde yatıyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page